Schlagwort: Kur’an neyi anlatır

  • Kur’an’da Her Şey Var mı, Yoksa Biz Yanlış Yerde mi Arıyoruz?

    Kur’an’da Her Şey Var mı, Yoksa Biz Yanlış Yerde mi Arıyoruz?

    “Kur’an’da her şey var mı?” sorusu neden yanlış kuruluyor?

    “Kur’an’da her şey var mı?” sorusu, ilk bakışta oldukça zekice kurulmuş bir itiraz gibi görünüyor. Ancak bu itiraz, işin aslını tam olarak anlamıyor. Özellikle modern insan bu cümleyi duyduğu anda hemen teknolojiye gidiyor. İnternet, uçak, otomobil, çamaşır makinesi, denizaltı ve yapay zekâ gibi örnekleri peş peşe sıralıyor. Sonra da şöyle soruyor: “Bunlar o dönemde yoktu; öyleyse bu kitapta her şey nasıl olabilir?” Bu soru ilk anda güçlü gibi dursa da, aslında meseleyi yanlış yerden yakalıyor.

    Çünkü burada “her şey” ifadesi yanlış anlaşılıyor. Birçok kişi bu sözü, her teknik ayrıntının ve her günlük işin satır satır kitapta yazılı olması gibi düşünüyor. Oysa kastedilen şey bu değildir. Kur’an, her eşyanın teknik bilgisini veren bir kitap değildir. Ama insana hayatın yönünü, doğruyu ve yanlışı gösteren bir rehberdir. Bu yüzden mesele, kitapta hangi aracın ya da hangi cihazın geçtiği değil, insanın doğruyu nerede aradığıdır.

    Vahiy omlet tarifi vermez

    Kur’an, insanın eline tornavida tutmayı öğretmek için gönderilmiş bir teknik el kitabı değildir. Aksine o, insanın neye göre yaşayacağını, neyi ölçü alacağını ve hangi sınırı aşmaması gerektiğini gösterir. İnsanlık tarihi bunu açıkça göstermiştir: Teknoloji gelişiyor, ama vicdan aynı hızla gelişmiyor. Bilgi artıyor, fakat hikmet aynı oranda büyümüyor. İnsan daha fazla araç yapıyor, ama o araçları ne için kullandığı sorusuna çoğu zaman karanlık cevaplar veriyor. İşte Kur’an tam burada konuşuyor.

    Birileri meseleyi alaya vurarak soruyor: “Madem Kur’an’da her şey var, o zaman omlet nasıl yapılır? Ayakkabı nasıl bağlanır? Araba lastiği nasıl değiştirilir? Çamaşır makinesinin rezistansı nasıl temizlenir?” Ne var ki bu sorunun altında derin bir anlayış değil, yüzeysel bir yanlış okuma vardır. Çünkü burada vahyin alanı ile aklın alanı birbirine karıştırılıyor.

    Akıl yürür, vahiy yön verir

    İnsan, günlük hayatını sürdürebilmek için vahiy bekleyen bir varlık değildir. Aksine, Allah ona akıl, sezgi, gözlem, tecrübe ve öğrenme gücü vermiştir. Bu yüzden omlet yapmak için de vahye ihtiyaç yoktur. Otomobil lastiği değiştirmek için de vahye ihtiyaç yoktur. Üstelik yufka açmak, halı silkelemek, bir cihazın teknik arızasını gidermek ya da bir gemi inşa etmek için de vahyin tek tek tarif vermesine gerek yoktur.

    Vahiy, insanı düşünmeyen bir varlığa dönüştürmez. Aksine ona şöyle der: “Düşün; ama ne uğruna düşündüğünü unutma.” Asıl mesele de budur. İnsan düşünür, üretir, araştırır, yapar, bozar ve yeniden kurar. Fakat bütün bunları yaparken neyin doğru, neyin yanlış, neyin adil, neyin zalim olduğunu her zaman kendi başına sağlam biçimde kuramaz. İşte vahiy, aklın bittiği yerde değil; aklın şaşırdığı yerde insana ışık tutar.

    Aklın gücü büyük, ama sınırı da var

    Bugün insanların bir kısmı aklı neredeyse tek ölçü haline getiriyor. Sanki insan zihni, kendi başına tam doğruyu bulabilecekmiş gibi davranıyor. Öte yandan başka bir kesim ise dini savunacağım diye aklı dışarı itiyor. Oysa bu iki tavır da eksiktir. Çünkü İslam düşüncesinde akıl küçümsenecek bir şey değildir. Tam tersine, akıl insanın en önemli sorumluluklarından biridir. Kur’an’ın defalarca “Aklınızı kullanmaz mısınız?” ve “Hiç düşünmez misiniz?” diye sorması da boşuna değildir.

    Ancak akıl, ne kadar güçlü olursa olsun, tek başına her doğru sonuca ulaşamaz. Bir şeyin nasıl yapılacağını bulur; ama neden yapılması gerektiğini her zaman doğru açıklayamaz. Gücü artırmanın yolunu bilir; fakat gücün doğru kullanılıp kullanılmayacağını kendi başına garanti edemez. Çıkarın peşinden gitmeyi hesaplar; ama o çıkarın adil olup olmadığını her zaman net biçimde belirleyemez. İşte vahiy burada devreye girer. İnsanın kendi bulduğu cevaptan emin olamadığı yerde vahiy ona şöyle der: “Hayır, mesele sadece yapabilmek değil; doğru olanı yapabilmektir.”

    Bilgi deposu değil, yol gösteren rehber

    Kur’an’a yaklaşırken yapılan en büyük hata, onu sadece bir bilgi deposu gibi okumaktır. Oysa Kur’an, insanı eşya arasında kaybolmaktan çıkarıp doğruya yöneltir. Bir tarif kitabı gibi değil, bir yön kitabı gibi konuşur. Sana tornavida uzatmaz; ama eline güç geçtiğinde neyi söküp neyi koruman gerektiğini öğretir. Bir araba lastiğinin nasıl değiştirileceğini anlatmaz; fakat hayatın patladığında neye tutunacağını söyler. Makine parçalarını tarif etmez; ancak kalbin pas tuttuğunda onu neyin temizleyeceğini hatırlatır.

    Onun için Müslüman önce Kur’an’a gider. Çünkü orada bir mutfak listesi değil, insan olmanın ölçüsü vardır. Orada her teknik ayrıntının sayımı değil, hayatın ana yönü vardır. Vahiy aklı yok etmek için değil, akla sınırını ve değerini göstermek için vardır. İnsan kendine fazla güvendiğinde ona sınırını hatırlatır; çaresiz kaldığında da onu karanlıkta bırakmaz. “Kur’an’da her şey var” sözü, her ayrıntının tek tek yazıldığı anlamına gelmez. Asıl anlam şudur: İnsan için vazgeçilmez olan doğru, ölçü, yön ve derin anlam oradadır.

    Deutsche Version